Eski Çağ'da Orta Aras Havzası Göçebeliği

Arkeoloji 01/08/2019 Tarih

Beşiktaş Göçebe Ağılı, Ardahan

Ağrı Dağı-Kars'tan

Orta Aras Havzası yüksek coğrafyası ile adeta Anadolu’nun çatısı gibidir. Plato düzlükleri, dağları, geçitleri, nehirleri ve gölleri ile bölge olağanüstü bir coğrafi alt yapıya sahiptir. Dolayısıyla dönem insanları zorlu coğrafyanın bu alt yapısına çok iyi şekilde uyum sağlayarak büyük kültürlerin bir parçası olup bugüne kadar gelebilmişlerdir. Borluk Vadisi gibi eşsiz ekosistemlere sahip bölgede, her biri birer sanat eseri niteliğinde olan tarihin erken dönemlerine ait kaya resimleri, kaleler, sivil yerleşim merkezleri vb. arkeolojik eserler bölgenin her yerinde olup şehre açık hava müzesi kimliği kazandırmaktadırlar. Doğu Anadolu Coğrafyası ve buna bağlı bugünkü arkeolojik çeşitliliği ve potansiyeli göz kamaştırmaktadır. Bilindiği üzere Van Gölü Havzası ile Orta Aras Havzası’nda İlk siyasi birlik Urartu Krallığı zamanında olmuştur. Ancak gerek Urartu Krallığı döneminde gerekse öncesinde ve sonrasında göçebelik, yarı göçebelik ve yaylacılık bölge coğrafyasındaki kültür taşıyıcılarının vazgeçilmez ekonomik tercihi olmuştur. Bu bölgede yaşayan insanlar tarımın kısıtlı bir alanda ve dar bir zaman periyodunda yapılmasından dolayı hayvancılık temelli bir ekonomik modeli benimsemek zorunda kalmışlardır.

Suyu ve otu bol yüksek rakımlı yaylaların varlığı hayvancılığı daha ön plana çıkartmıştır. Eski Çağ’da bölgede yaşayan insanlar yüksek coğrafyanın sert iklim koşullarına adapte olabilmişlerdir. Bulundukları coğrafyanın yapısına göre ise trahshümnasit veya nomadik olarak adlandırılan ekonomi merkezli bir yaşam modelini benimsemişlerdir. Bu yerleşim stratejisi ve ekonomi modeli için en uygun yerler genellikle Iğdır Ovası ile Doğubayazıt olarak göze çarpmaktadır. Ancak ilgili kültür taşıyıcılarının hayvancılığı benimseyen bölümü Tuzluca bölgesinde Tekaltı ve Sinek Yaylası’nı ya da Ağrı Dağı bölgesinde Korhan Yaylası gibi merkezleri yayla olarak kullanmaktaydılar. Bu grupların bir kısmının Kars bölgesindeki yaylaları kullandıkları da düşünülmektedir. Bu yaylaların en önemlilerinden biri de Borluk Geçidi’nde olan Acem Yaylası’dır. Günümüzde hala aktif olarak kullanılmaktadır. Eski Çağ’daki bu Transhümanist grupların yaşam şeklini bugünkü köy ve yayla faaliyetleri ile örtüştürebiliriz. Bu gruplar belli bir yerleşim yerine bağlı olduklarından dolayı, sabit ve sürekli defin işlemi uygulanan bir de nekropol (mezarlık) alanına sahip olmaktadırlar. Bununla birlikte sanatsal faaliyetleri, dini rütüellerine dair izlere de ulaşabilmektedir. Konumları gereği bu tür bazı yerleşim yerlerinin ticaret ile uğraştıkları da anlaşılmaktadır.

Çiçekli ağılı

Eski Çağ’da nomadik olan gruplar tamamen hayvancılık temelli bir ekonomik model ile karşımıza çıkmaktadırlar. Bu gruplar yerleşim yerine sahip olmamakla birlikte sürekli hareket halinde olduklarından çadır kısmen ise bölgenin konumuna istinaden sazlıklardan geçici konutlar yapmaktadırlar. Bu gruplar için asıl kaygı unsuru kalabalık hayvan sürülerinin güvenliğidir. Bundan dolayı hayvanlar için mimari yapılar ortaya koymuşlardır. Bugün bölgede sürdürdüğümüz arkeolojik yüzey araştırmalarında kale olarak tanımlanan aslında her biri bu nomadik grupların hayvan sürüleri için inşa ettikleri ağıllara rastlamaktayız. Bu durum arkeolojik tabanlı araştırmaları oldukça zorlaştırmaktadır. Öyle ki Orta Tunç Çağı’nda Kars, Iğdır ve Doğubayazıt Ovası’nın içinde yer aldığı Orta Aras Havzası’nda var olan Aras Boyalıları Kültürü içinde hem transhümanist hem de nomadik gruplar bulunmaktadır. Dolayısıyla kale ve ağıl karışıklığından kaynaklı belirsizliğin önündeki sisten kurtulmak için mutlak suretle arkeolojik yüzey araştırmaları yapmak gerekmektedir. Nomadik gruplar bir yerleşim yerine sürekli iskan uygulamadıkları için doğal olarak nekropol yani mezarlıklarında da sabit ve sürekli defin işlemine rastlanmaz bundan dolayı bu tür grupların mezarları coğrafyanın farklı yerlerinde sınırlı dağınık ve sistematikten uzak bir görüntüdedir. Aynı şekilde yerleşim yerine bağlı olmamalarından dolayı sanatsal aktivitelerinin sadece çanak çömlek ile alakalı kısmı tespit edilebilirken, dini rütüelleri hakkında bilgi sahibi olunamamaktadır.

Çiçekli göleti

Lisans ve lisansüstü eğitimimiz sırasında Prof.Dr. Oktay Belli başkanlığında Doğu Anadolu’da sürdürülen arkeolojik yüzey araştırmaları bölgeyi tanımamız açısından oldukça verimli çalışmalar olmuştur. Arazi çalışmalarımız Yrd.Doç.Dr. Akın Bingöl başkanlığında Kars-Iğdır yüzey araştırmalarıyla iki sezon devam ettikten sonra 2016 yılından itibaren kendi başkanlığımızda Iğdır-Ağrı illerinde Orta ve Son Tunç Çağı Aras Boyalıları Kültürü üzerine bir yüzey araştırması devam ettirilmektedir. Aras Boyalıları Kültürü Kars, Iğdır, Doğubayazıt Ovası ile Ermenistan, Nahçıvan ve Kuzeybatı İran’ı kapsayan oldukça geniş bir coğrafyada yoğun olarak görülen kültürdür. İşte bu coğrafya tarafımızca Orta Aras Havzası olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte kültürün Kuzeyde Gürcistan’a kadar batıda Muş-Erzurum hattına kadar yayıldığının altını çizmekte fayda vardır. İşte bu geniş coğrafyanın en önemli aktörü şüphesiz kadim Aras Nehri’dir.

Ömerağa Urartu Kalesi

Binlerce yıl boyunca aynı ad ile anılan bu kutsal nehir bağlı olduğu kollar ile Orta Aras Havzası’nda tam bir depresyon oluşturmuştur. Aras Nehri ve oluşturduğu bu çöküntü alanının kuzeyinde Ararat güneyinde ise Iğdır Ovası bulunmaktadır. Aslında bu iki ova hep birlikte Sürmeli Çukuru olarak da adlandırılmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi gibi yüksek dağ ve platolara sahip bu coğrafyada bu ovalık bölgeler insanlığın en eski zamanlarından beri canlı türleri için oldukça elverişli bölgeler olmuşlardır. Bu iki ovalık alanın hemen yanı başında ise bölgenin diğer kutsal varlığı olan Ağrı Dağı gelmektedir. Ağrı Dağı’nın güneybatısında ise bir diğer önemli ova olan Doğubayazıt Ovası bulunmaktadır. İşte bu ovalar, platolar ve yükseltiler göçebeler için oldukça cazip coğrafi aktörler olmuşlardır. Çok yakın mesafe ve güzergâhlarda bulunan yükseltiye bağlı bu keskin kırılmalar göçebeleri benimsedikleri yaşam stratejisi ve ekonomik modeli zahmetsizce uygulama fırsatına eriştirmiştir. Tuzluca veya Iğdır Ovası’nda bulunan transhümanist gruplar anlaşıldığı kadarıyla yazın en sıcak günlerinde yine Tuzluca sınırları içinde bulunan bugünkü Çiçekli Köyü civarındaki yüksek rakımlı dağ düzlüklerini de yaşam modellerine entegre ederek yılın belli zamanlarını bu bölgede geçirmişlerdir. Bugün Kars ve yakın çevresinde tıpkı binlerce yıl önceki transhümanist grupların yaşantısını uygulayan toplulukları görmek mümkündür. Bir yerleşim yerine bağlı olarak mevsimlik kısmi ve kısa süreli göçler yapan bu toplulukların ekonomik işleyişlerinin temelinde ilgili yerleşim yeri bulunmaktadır. Grubun bir kısmının köy dediğimiz bu yerleşim yerinde sabit kalması bir diğerinin süreli göçler gerçekleştirmesi sonucunda kış mevsimi geldiğinde bütün köyün aynı yerleşim yeri içinde toplandıklarını düşünülmektedir.

Hayvan Sürüsü Digor-Kars

Dolayısıyla bu tür gruplara ait başta yerleşim yeri olmak üzere, nekropol varsa bir savunma tesisi, gölet, su kanalı gibi arkeolojik merkezlere ulaşmak mümkün olabilmektedir. Bu durum Eski Çağ’dan beridir süre gelen bir refleksin materyal yansımasıdır. Bugün özellikle Acem Yaylası’nda bulunan yayla yerleşimini incelediğimiz zaman konut olarak kullanılan mimari yapıların yerden yaklaşık 1-1.5 metre olan kısmının taştan imar edildiği ve üzerinin açık olduğu görülmektedir. Bu mimari öğenin üzeri çadır ile kapatılarak iskân görmektedir. Buradaki tespit, bu yayla sakinlerinin transhümanist gruplar olduğudur. Keza bu yaylayı kullanan grupların hepsi bir köye bağlı olup köy içerisinde hayvancılık ile uğraşan gruplardır.

Kalus kurganları

Bu anlamda arkeolojik olarak transhümanistlerin izini sürmek nomadiklere göre daha kolaydır. Keza yayla merkezli arkeolojik bilgiler örneğin çanak çömlek verisi mimaride kullanılan tarz ve inşa tekniği gibi teknik bilgiler ile ulaşılacak veriler yolu ile bu yüksek platolara entegre olabilecek düzlük ve ovalık alçak kesimlerdeki arkeolojik veriler karşılaştırılarak transhümanistlerin ilgili coğrafya sınırının tespiti yapılabilir. Bugün gelinen noktada yapılan sistematik araştırmalar, sayıları yüzü geçen kurgan mezarlıkların bir yerleşim yeri ile analojilerinin saptanamaması işte bu coğrafya temelli hareketli yaşamın sonucudur.

Referans
Adnan Baysal/Doğu Anadolu Arkeolojisinde Göçebelik ve Yaylacılık Kültürü (M.Ö. II. Bin) : Veriler Işığında Yeni Düşünceler/Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 13, Sayı 13, 2012
Ayhan Yardimciel/ Orta Aras Havzası’nın Anadolu Paydaşında Göçebelik, Yollar ve Güzergahlar, Nomadism in Middle Aras Basin’s Anatolian Stakeholders, Roads and Routes/ Eski Yakındoğu’da Ulaşım Üzerine Yazılar, Akademisyen Kitabevi, Ankara, 2018
Aynur Özfırat/ Doğu Anadolu Yayla Kültürleri, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2001
Mehmet Işıklı/ Erken Transkafkasya Kültürü, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2006
Oktay Belli, Veli Sevin/ Nahçıvan’da Arkeolojik Araştırmalar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul/2001

Son Gönderiler